D Vitamini Hakkında Neler Biliyoruz?

D vitamini faydalı mı? D vitaminin yararları nelerdir? D vitamini nedir? D vitamini içeren besinler nelerdir?

Vitaminler insanların hayati fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için katalizör ve düzenleyici olarak vücutta bulunması gereken organik bileşiklerdir. Genel olarak yağda çözünebilen vitaminler olan A, D, E, K vitaminleri ve suda çözünebilen vitaminler olan B ve C vitaminleri olmak üzere iki başlık altında sınıflandırılır. Vitaminlerin büyük bir kısmı vücudumuza besinler yoluyla dış kaynaklardan temin edilse de D vitamini gibi vücutta sentezlenebilen az sayıda vitamin de bulunmaktadır.

D vitamini yağda çözünebilen bir vitamindir. Vücuda fayda sağlayacak miktarda D vitaminin önemli bir kısmı güneşten gelen ultraviyole (UV) ışınlarının etkisi ile vücudumuzda sentezlenmektedir. D vitaminini diğer vitaminlerden ayıran en önemli özelliği hormon benzeri işlev göstermesidir. Hormonlar vücutta hücreler tarafından sentezlenebilen kimyasal maddelerdir ve D vitamini, vitamin olarak adlandırılsa da, vücutta sentezlenebiliyor olması aslında D vitaminin bir hormon olduğunu göstermektedir. D vitamini vücutta kalsiyum ve fosfor metabolizması başta olmak üzere birçok fonksiyonda söz sahibidir. D vitamininin vücutta yeterli seviyede olmaması kemik hastalıklarına otoimmün hastalıklara ve daha birçok hastalığa sebep olabilmektedir.

Güneşin çeşitli hastalıklara, özellikle kemik hastalıklarına iyi geldiği MS 100-200 yıllarından beri bilinen bir gerçektir. Güneş ışığının etkisiyle D vitamini sentezlenebildiği ise 750 milyon yıl öncesinde dahi bilinmekteydi. İngiltere’de 17. Yüzyıl döneminde özellikle evden çıkmayan ve evi güneş görmeyen çocuklarda bir çeşit kemik hastalığı olan raşitizm hastalığı görülmüş ve bu hastalığın tedavisinde güneş ışınlarının pozitif etkisinin olduğu farkedilmiştir. Sırayla güneş banyosu uygulaması ve ultraviyole (UV) ışın uygulamaları raşitizm tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır.

Vücudun D vitamini ihtiyacının %80-90 oranındaki büyük çoğunluğu derinin ultraviyole B (UV-B) ışınlarına doğrudan temasıyla deride sentezlenir. D vitamini somon, uskumru gibi yağlı balıklar, karaciğer ve yumurta sarısı gibi besinlerde doğal olarak bulunsa da eğer besinin içine ek olarak D vitamini katılmadıysa vücudumuzun ihtiyacını karşılamaya diyetle alınan D vitamini miktarı yetersiz gelmektedir. Amerika, Kanada gibi ülkelerde besin yoluyla D vitamini alımını artırmak, D vitamini eksikliğini azaltmak ve kontrol altında tutmak adına süt, soya sütü, margarin ve meyve suyu gibi gıdalara D vitamini takviyesi uygulanmaktadır.

Yapılan bazı çalışmalar, el, yüz ve ayakların doğru zamanda ve yeteri kadar güneş ışınlarıyla temas etmesinin, vücudun ihtiyacı olan D vitaminini karşılamada yeterli olacağını göstermiştir. Ancak güneşle temasın doğrudan, arada bir engel olmadan gerçekleşmesi gerekmektedir. Cam arkasından, tül perde arkasından ve güneş koruyucu faktör kullanımı, güneş ışınlarından faydalanmayı azaltmakta, D vitamini sentezini olumsuz etkilemektedir. Bunun yanı sıra, yıl içinde yaşanan mevsim değişiklikleri ve bulunulan coğrafi konuma bağlı olarak, güneş ışınlarının etkisi ile deride sentezlenen D vitaminini miktarı farklılık gösterebilmektedir. Yani başlıca D vitamini kaynağımız güneştir ve UV-B ışınlarına cildin doğrudan teması D vitamini sentezi için oldukça önemlidir.

Vitamin D Sentezi

D vitamininin güneşten gelen UV-B ışınlarının etkisiyle vücudumuzda sentezlenmesi her ne kadar teorik bilgide ihtiyacımızı karşılar gözükse de, günlük hayatımızda güneş ışınından faydalanmamızı engelleyen veya azaltan birçok sebep vardır. Özellikle kış ve son bahar gibi soğuk ve bulutlu aylarda vücudun D vitamini üretimi oldukça azalmaktadır. Bunun yanı sıra 15 güneş koruma faktörü (sun protection factor; SPF) ve üzeri faktör düzeyi içeren güneş koruyucu kremlerin kullanımı, cam ve tül gibi engeller arkasından güneşlenme de D vitamini üretimini azaltmaktadır. 30 SPF içeren güneş koruma kremlerinin D vitamini üretimini %95-98 oranında azalttığı bilinmektedir. Yaşanılan iklim, yaşanılan bölge, koyu ten rengi, ileri yaş gibi faktörler de ciltte D vitamini sentezini olumsuz şekilde etkilemektedir.

D vitamini sentezi üzerinde Zenit açısının da oldukça önemli bir etkisi bulunmaktadır. Zenit açısı güneş ışınlarının yeryüzüne ulaştığı açıdır. Türkiye’nin bulunduğu konumda mayıs ve kasım aylarının arası D vitamini sentezi açısından güneş ışınlarından faydalanmak için en uygun dönemdir. Bu dönemde 10:00-15:00 saatleri arasında vücudun tamamının ciltte hafif pembelik oluşturacak kadar (Minimal Eritem Doz; MED) UV-B ışınlarına doğrudan maruz kalması ciltte yaklaşık olarak 20000 IU, yalnızca el, kol ve bacakların güneşemaruz kalmasıyla yaklaşık 3000 IU değerinde D vitamini sentezini sağlar.

Kol ve bacakları haftada 2 veya 3 kez MED oluşturacak kadar güneşe maruz kalması ciltte ihtiyaç olan D vitamini sentezini sağlayacaktır. Yüz bölgesi güneşe maruziyeti çok fazla olan bir bölge olmasına rağmen D vitamini sentezi açısından yeterince etkili değildir. MED’e ulaşma süresi cilt rengine göre de değişiklik göstermektedir, cilt rengi koyulaştıkça bu sürenin arttığı görülmektedir.

D Vitaminin Fonksiyonları

İnsan vücudu birbirine bağlı çarklarla çalışan bir makine gibidir ve o makinenin çalışmasını sağlayan çarklardan birsi de D vitaminidir. D vitamini vücutta başta kalsiyum fosfor emilimi olmak üzere birçok fonksiyon üzerinde etkin rol oynar ve eksikliği bu fonksiyonların düzgün çalışamamasına sebep olur. Yani çarklardan birinin aksaması diğer çarkların dönüşünü de bozmaktadır.

Temel fonksiyonu, incebağırsaktan kalsiyum ve fosfor emilimini arttırmak olan D vitamini, kemik gelişimi ve değişimi üzerinde de oldukça önemli etkilere sahiptir.

D vitamini eksikliğinde, özellikle yaşlılarda kırık oluşumunun kolaylaştığı görülmektedir. D vitamini eksikliğinde diyetle alınan kalsiyum yalnızca %10-15 gibi bir oranda emilirken D vitaminin yeterli olduğu bir vücutta bu emilim %30-40 oranına çıkabilmektedir. Aynı şekilde fosforun emilimi de D vitamini varlığında %60’tan %80’e kadar artmaktadır. 25(OH)D3, kalsiyum ve fosforun sadece emilimini arttırmakla kalmayıp böbrekten atılımlarını azaltarak plazma konsantrasyonlarını da korumaktadır.

D vitamininin etki göstermek için bağlandığı reseptör kalp, pankreas, deri, immün hücreler dahil hemen hemen vücuttaki tüm hücrelerde yer almaktadır. Bu durum D vitamininin birçok fonksiyonda rol alışını açıklamaktadır. 200den fazla geni regüle attığı bilinen D vitamini pankreastan insülin salınımını artırır, D vitamini eksikliğinde insülin salınımı da azalacağında diyabet hastalığı riski artmaktadır. Birçok çalışmada tip 1 diyabet hastalarında D vitamini seviyesinin normalden düşük olduğu gözlemlenmiştir.

Araştırmalar, ekvatordan uzaklaştıkça artan D vitamini eksikliğine bağlı olarak kardiyovasküler hastalıklar, hipertansiyon gibi hastalıkların sayısında gözle görülür bir artış olduğunu bildirmektedir. Yapılan bir çalışma göstermiştir ki, 3 ay boyunca haftada 3 defa UV-B ışınlarına maruz bırakılan hipertansiyon hastalarının 25(OH)D seviyelerinde %180’e varan bir artma gerçekleşmiş, buna bağlı olarak da kan basınçları normal seviyeye düşmüştür.

D vitamini bağışıklık sistemi üzerinde de kilit rol oynamaktadır. T ve B lenfositlerini aktive ederek immünomodülatör etki oluşturur, böylece bağışıklık sistemimiz hastalıklara karşı savunma için harekete geçer. İmmün sistem üzerinde ki etkisinin yanı sıra hücre çoğalması ve apoptozu üzerinde de rol oynayan D vitamini yaygın kanser türlerinin önlenmesinde ve iyileştirilmesinde kanserli hücreleri inhibe ederek etki gösterir.

D vitamini eksikliğinin yaygın olduğu aylarda bronşiolit vakalarının da artması, D vitaminin akciğerler üzerindeki etkisine de bir kanıt oluşturmaktadır. Bronşiolit dışında, kistik fibrozis, kronik akciğer hastalıkları, tüberküloz ve influenza hastalıkları da D vitamini eksikliğinin solunum sistemi üzerindeki etkilerindendir.

Sonuç olarak D vitamini eksikliği vücudumuzdaki bir çok organ üzerinde negatif etkiler oluşturabilmektedir. Serum 25(OH)D3 seviyesini 30-50 ng/ml düzeylerinde tutmak kemik sağlığımız ve birçok kronik hastalıktan korunmamız için oldukça önemlidir.

Sizlerde sağlıkla yaşamak istiyorsanız bizlere ulaşın. Sağlıklı yaşam bilgileri! Bize ulaşın (saglikla.com.tr) Sağlıkla Kalın.