Yaşamımızdaki Bağlanma Stilleri Nelerdir?
Bağlanma Stilleri

Hayatımız boyunca birçok farklı ilişki deneyimi yaşarız. Kendimizle, ailemizle, partnerimizle, sosyal çevremizle hatta eşyalarımızla bile çeşitli dinamiklerde bağlar kurarız. Kurduğumuz bağlar büyük oranda hayatla nasıl bağ kuracağımız konusunda ilk ve en güçlü adımları attığımız çocukluk döneminde şekillenir ve bize birincil bakım veren kişi veya kişilerle olan ilişkimizden köken alır. Eğer bu yapılanma sürecinde çocuğun yaşadığı olumsuz deneyim ve travma gibi durumlar varsa kişinin gelecekteki hayatını, hatta hayat ve ilişki algısını etkileyecektir. İlişkilerimize yön veren bağlar, hayatımızın merkezinde yer alır ve aslında hayatla nasıl iletişim kurduğumuzu bize gösterir. Hayatla iletişim kurmamızı sağlayan bu bağlar aslında aynı hayatın zeminin oluşturur çünkü üzerine inşa edilecek olan her şey zeminin sağlamlığına veya yapısına göre şekil alacaktır. Herkesin zemininin farklı olduğunu ve kurulan ilişkilerin de bu zeminin yapılanmasına göre şekil aldığını fark eden John Bowlby, her insanın 3 farklı bağlanma stilinden biriyle bağ kurduğu teorisini ortaya atmıştır. Bu 3 farklı bağlanma stilinin ve sonradan geliştiren bir diğer bağlanma stilinin mekanizmasına yakından bakalım.
 
Tetikte Olmak: Kaygılı Bağlanma Stili
Kaygılı bağlanma stili olan bireylerin çok hassas bir bağlanma sistemi vardır. İlişkileri sorunsuz ilerliyor olsa bile sürekli ilişki tehlike altında gibi hissedebilirler ve küçük bir sorun olduğunu düşündükleri anda bile partnerlerinden adeta yeşil ışık alana kadar sakinleşemezler. Ortada çok küçük bir sorun olsa bile insanları ve ilişkileri okuma konusunda becerileri gelişmiş olabildiği için bu soruna olması gerekenden daha fazla anlam yükleme ve hızlıca yargıya varma konusunda bir eğilimleri vardır. Bu hızlı sonuca varma ve amiyane tabirle “pireyi deve yapma” alışkanlığı tepkisel ve aşırı davranışlar sergilemeyi beraberinde getirebilir. Sevildiklerine ve güvende olduklarına dair kanıtların peşinde koşabilirler ve kendilerini güvende hissetmek ve doğru yerde olduklarından emin olmak için ilişkilerinde “kartların açık oynanmasına” önem verirler. Bu bağlanma stili, kişinin kendisine bakım veren insanların güvensiz, tutarsız ve ihmalkar bir ilişki tutumu sergilemesinden ötürü oluşur. Dürüst, tutarlı ve istikrarlı bir ilişki arayışında oldukları için güvenli bağlanma stili olan bireylerle ilişkilerinde uyum sağlama ihtimalleri yüksektir ve tam tersi tarafta duran diyebileceğimiz kaçıngan bağlanma stiline sahip kişilerle yangına körükle gitme durumu ortaya çıkacaktır. Bu da kaygı düzeylerinin gittikçe artmasına sebebiyet verebilir. Bu nedenle partner seçiminde kendilerine daha fazla olumsuz duygu hissettirme ihtimali olan bireyleri değil, aşırıya kaçma ihtimali olan tepkisel ve tetikte davranışlarını dengeleyecek biriyle ilişki sürdürmek çok daha sağlıklı olacaktır. Kısaca, kaçıngan partnerler yerine güvenli bağlanma stili olan bir partnerle yaşanan birliktelik, daha uyumlu bir ilişki ortamını kaygılı bağlanan kişilere sağlayacaktır.
 
İlişkiyi Kol Mesafesinde Tutmak: Kaçıngan Bağlanma Stili
Kaçıngan bağlanma stili olan bireylerin kurduğu ilişkiler genellikle kol mesafesindedir. Duygusal yakınlık kurmaktan ve ilişkileri derinleştirmekten kaçındıkları için soğuk ve yüzeysel bir izlenim verirler. Duygularını ve ilişkideki sorunları konuşmak yerine mantığa dayalı ve yapıcı olmayan bir iletişimi tercih ederler ve partnerleri bu iletişim bozukluğundan ötürü “birlikte ama ayrı” hissedebilirler. Kaçıngan bağlanma stili olan bireylerin daima korudukları bir bağımsızlık kaleleri vardır. Çeşitli sebeplerden ötürü yakınlık kurmaktan korkan bu kişiler etrafındaki insanlara kendilerine yetme ve kimseye ihtiyaçları olmadığıyla ilgili detayları sıkça vurgular. Bu bağlanma stiline sahip olmanın çocukluğunda kendisine bakım veren kişilerin duygusal ihtiyaçlarına yeterli yanıtı vermemesi, yaşanan ayrılık/kayıp deneyimleri ve duygusal yakınlığın hayal kırıklığına yol açabileceğinden korkmak gibi çeşitli sebepleri vardır. Bu durum kişinin bir tek partneriyle değil, hayatındaki tüm ilişkilerde zorluk yaşamasına sebep olur. Bu nedenle iletişim becerilerini geliştirmek ve bu durumun ortaya çıkmasındaki olası sorunları çözmek için psikolojik bir destek almak bireyin öz farkındalığı için önemli bir adım olabilir.
 
Her Şey Yolunda: Güvenli Bağlanma Stili
Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler ilişkideki sorunları yönetmek konusunda başarılıdırlar. Kendilerini sürekli savunmak ve sorunları büyütmek yerine sorunun veya tartışmanın büyümemesi için çözüm odaklı ve onarıcı adımlar atarlar. İletişime, sorunları konuşmaya ve eleştiriye açık olmaları kendilerine ve etrafındaki insanlara esneklik sağlar. Duygusal yakınlık kurmaktan çekinmezler ve hatalar karşısında yapıcı bir tutum sergilerler. Güvenli bağlanma stiline sahip bireyler hakkında belki de en önemlisi duygusal yakınlığı yalnızlıktan kaçmak, affetmeyi terk edilmekten korkmak gibi nedenlerden ötürü değil, istedikleri ve ilişkileri hakkında sağlıklı kararlar verebildikleri için hayatlarına dahil etmeleridir. Bu yönüyle kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilinden belirleyici oranda ayrılırlar.

İlişkinin Metceziri: Kaygılı-Kaçıngan Bağlanma Stili

Diğer bağlanma stillerine nazaran daha kaotik olan bu stilde, kişi hem kaygılı bağlanma hem de kaçıngan bağlanma özellikleri taşıyan bir bağlanma stiline sahiptir. Bu kişiler genellikle ilişkiler konusunda yoğun kaygı ve endişe taşır ve bu kaygılarını başkalarından uzak durarak ve bağlanmaktan kaçınarak dengelemeye çalışır. Sürekli onay ve güven arayışında olsalar da kaçıngan olmalarından ötürü ilişkiyi bu arayışa rağmen kol mesafesinde tutarlar. Bu kişiler genellikle ilişkilerde sürekli bir gerilim yaşarlar ve hem yakınlık hem de bağımsızlık arasında bir denge bulmakta zorlanabilirler.

 

Kaygılı-kaçıngan bağlanma stili, çocukluk döneminde güvenli, tutarlı ve devamlılığı olan bir bağlanma geliştirememiş bireylerde yaygın olarak görülür. Bu bağlanma stiliyle başa çıkmak, en az diğer bağlanma stilleri kadar profesyonel bir destek gerektirebilir çünkü yaşanan bu çelişkili, tam olarak metcezirli ilişki dinamiği hem kişinin kendisi hem de etrafındakiler için yorucu ve kaotik bir hal alabilir.

 

Kurduğumuz bağların ilişkilerimizde zemin görevi gördüğü kısma dönecek olursak, görüldüğü üzere bağlanma stilleri duygusal zeminin oluşumunda yani çocukluk döneminde yaşanan olaylar neticesinde şekil almaktadır ve eğer bu şekil alma aşamasında belli başlı sorunlar yaşanırsa zeminin sağlamlığı da ona göre yapılanmaktadır. Çocukluğumuzdan itibaren yaşadığımız duygusal deneyimlere göre belirlenen algılarımız birikimli bir şekilde ilerler ve bu birikimi taşıyan zeminde olması gerektiğinden farklı bir durum olursa üstüne koyduklarımızın da dengede durması, yerleşmesi, kendine sağlam bir yer bulması zorlaşır. Bu dengesizlik ve yerleşememe hali beraberinde bağlanma sorunu denen durumun ortaya çıkmasına sebep olacaktır. Psikodinamik terapi ekolü sorunların kökenine inmek, çocukluk dönemine yakından bakmak ve kurduğumuz bağları, algılarımızı ve ilişkilerimizi anlamlandırma konusunda bizlere yardımcı olmak açısından etkili bir yöntemdir. Kökteki sorunların bu ve benzeri yöntemlerle çözülmediği durumlarda üstüne inşa edilenleri sağlamlaştırmak da zorlaşacaktır. Bu sebeple, hayatla nasıl iletişim kurduğumuzu belirleyen bu bağlarda sorunlar varsa o sorunları gidermek için adımlar atmak ruh sağlığımızı, kendimizle ve çevremizle olan ilişkimizi iyileştirecektir. Bu iyileşme de hayatla ve insanlarla hatta kendimizle ilgili sahip olduğumuz çarpık algıları düzeltecek ve zihnimizdeki adeta yamuk olan tabloları tekrar düzelmemizi sağlayacaktır.

Psk. Sabiha Gökçen Saygılı